Kızacaksınız ama birşey soracağım…

Başlıkta yer alan kısa cümlenin birçok farklı versiyonu bulunmaktadır:

  • Kızmayacaksanız birşey soracağım.
  • Biliyorum kızacaksınız ama birşey sorabilir miyim?
  • Hocam birşey soracağım ama kızmayın.

Bu liste uzayıp gider…

Şimdi durumu irdelersek; bir kişi neden cümlesine bu şekilde başlar? Benim kişisel görüşüm şudur:

Sorulacak soru büyük ihtimalle soran kişinin daha önce dinlemediği, gelmediği, ilgilenmediği ya da önem vermediği bir ders saatinde yanıtlanmış, üzerinde onlarca örnek yapılmış bir konuya ilişkin sorudur. Bunun bilincinde olan kişi başına gelecekleri önceden kestirdiği için bu şekilde bir savunma mekanizması devreye sokmaya çalışır.

Peki bu tür bir savunmanın kişiye faydası olur mu? Yine kişisel görüşümü belirtiyorum:

Bu tür bir savunmanın kişiye zerre kadar bir faydası olmaz,  bilakis soru sorulan kişide soruya karşı bir ön yargı oluşur.

Hiçbir kişi daha önce anlatılmamış, üzerinde durulmamış, örnek çözülmemiş, defalarca anladınız mı diye sorulmamış bir konu ile ilgili soru sorarken “Kızmayacaksanız….” şeklinde bir ifade ile söze başlamaz.

Sonuç olarak “Korkunun ecele faydası yoktur”. Tüm cesaret toplanmalı, sorulan sorunun arkasında durulmalı, önceden “Kızmayacaksanız…” şeklinde pazarlık kesinlikle yapılmamalıdır.

İlgililere duyrulur…

Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi

emin_colasan_kitap.jpg 

Emin Çölaşan’ın Hürriyet’ten kovulduktan sonra yazdığı kitabı “Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi”, uzun süredir okumayı arzu ettiğim bir kitaptı. Bir solukta okuyacağımı düşünüyordum. Nitekim tam da beklediğim gibi oldu; bir akşamda (çok da uzun sayılmayan) kitabın tamamını okudum. Çölaşan’ın kovulmasından önce 2 yıl boyunca yazılarını Hürriyet’ten takip etme fırsatı bulmuştum. Bu kitap ile AKP iktidarı ile başlayan süreci çok daha iyi anlama fırsatı buldum. Kitap gerçekten bir medya belgeseli. Muhakkak okunması gereken bir eser.