Sahil yolunda “partileyen” vatandaşı nasıl ikna edersin?

COVID19 ile ilgili gelişmeleri sağlıklı bir şekilde takip edemiyorum. En başından beri Sağlık Bakanlığının paylaştığı veriler süreç ile ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmaya imkan vermiyor. Hal böyle olunca da insanları ikna edebilme konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

Pandemi günlerinde normalleşme konuşulmaya başlandığı andan itibaren 2. dalga da gündeme geldi. Sadece ekonomi düşünülerek tedbirlerin gevşetildiğini ve paylaşılan bilgilerin manipüle edildiğini düşünen büyük bir kitle var.

Okumaya devam et “Sahil yolunda “partileyen” vatandaşı nasıl ikna edersin?”

Dünya Bisiklet Günü

Her yıl 3 Haziran’ı “Dünya Bisiklet Günü” olarak kutlamaya başladık. Geçmişi çok eskilere dayanmayan bir kutlama. 2018 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı karar sonrası ilan edilen “Dünya Bisiklet Günü” tahmin edebileceğiniz gibi son dakika organizasyonları, göstermelik etkinlikler ve birkaç adanmış kişi ya da grubun bireysel çabası ile gündemde yer bulmaya çalışıyor. Oysa bisiklet ve çevresinde gelişen koskocaman bir yaşam tarzı, hayata bir akış açısı var. Tek bir güne değil tüm yıla yayılması gereken çalışmalar diğer “özel” günlerde olduğu gibi baştan savılıyor.

Okumaya devam et “Dünya Bisiklet Günü”

100. Yılında 23 Nisan

Bağımsız ve hür bir ülke olmanın ilk adımını bundan 100 sene önce Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşları ilk meclisi kurarak atmışlardı.

Meclis doğası itibariyle temsili demokrasinin temelini oluşturur. Bu temelin sağlam bir zeminde olması önemlidir. Kurtuluş savaşı bu zemini sağlamıştır. Ancak son yıllarda temsil hakkına sahip olanlar maalesef demokrasiyi bir kenara bırakmış, milleti değil lideri tercih etmiştir.

Okumaya devam et “100. Yılında 23 Nisan”

Korona günlerinde sağlığımızı koruyabilmek!

Günde 2 öğün yeme alışkanlığında 3 seneyi geride bırakıyorum. Sabah 7:30’da kahvaltı ve 18:30’da akşam yemeği. Aralarda ek bir beslenme, ara öğün vs. yok. Sadece şekersiz çay ve kahve. Buna ek olarak haftada 6 gün en az 1 saat antrenman (koşu, yüzme ya da bisiklet).

Bunu bir yaşam tarzı haline getirmek çok kolay olmadı ama bunu standart düzeniniz haline getirdiğiniz andan itibaren karşı karşıya kaldığınız hastalık ve salgın gibi olağan üstü durumlarla başa çıkmanız kolaylaşıyor.

Okumaya devam et “Korona günlerinde sağlığımızı koruyabilmek!”

TCK 216 Hakkında

Gazeteci Hakan Aygün TCK 216 “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” kapsamında göz altına alındı ve tutuklandı. Aygün ne demiş, İnternetten araştırıp okuyabilirsiniz. Burada konu edilen cümleleri zikrederek özgürlüğümü tehlikeye atmak istemiyorum.

Okumaya devam et “TCK 216 Hakkında”

Verilere şu an erişemeyeceksek ne zaman erişeceğiz?

Cüneyt Özdemir canlı yayında Prof. Dr. Necmettin Ünal’a soruyor. Türkiye’de 17.000 ventilatör var. Bu sayı yeterli mi? Necmettin hoca açık bir şekilde “bilmiyorum” diyor. “Veriler açık değil, analiz edip model oluşturabilecek bilgi elimizde yok”.

Bakanlığın paylaştığı veri 1 adet JPG dosyası. Üzerinde çalışıp analiz yapabilecek, işe yarar bir model ortaya koyabilecek, buna göre yapılacak projeksiyon ile karar verebilecek durumda olamıyoruz. Açık Bilim, Açık Veri, Açık Erişim, Açık Eğitim sadece akademinin sorunu değildir.

Tüm vatandaşların öncelikli sorunudur ve dünya halklarına karşı da sorumluluğumuzdur. #ŞeffafBilgi ve #AçıkVeri demokrasinin temel taşıdır ve bilgiye erişim en temel haklardan biri olmalıdır. Odalar, STK’lar ve bilim insanları verilere şu an erişemeyecekse, ne zaman erişecek?

Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu Açıldı

https://yokdersleri.yok.gov.tr/

YÖK 27 Mart 2020 tarihinde yaptığı bir duyuru ile Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu adlı bir portalı yayına açtı. Bu portalda şu an Türkiye’de açık öğretim fakültesi bulunan üç üniversitenin dersleri ile birlikte Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden dersler yer alıyor. Portala hızlıca bir göz atma fırsatım oldu. Bu yazıda özellikle telif hakları açısından açık lisansların kullanılması ile ilgili bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Okumaya devam et “Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu Açıldı”

Koronavirüs ile Mücadelede Açık Veri Şart

İtalya, Fransa ve İspanya’dan iyi haberler gelmiyor. Her üç ülkedeki doktorlar da önlemlerin alınmasının gecikmesinden yakınıyor ve bu konuda dikkatli olunmasını tavsiye ediyor. Türkiye’de halen yeterli sayıda test yap(a)mıyoruz, vakalar ile ilgili bilgi akışı şeffaf değil.

Hangi şehirde, hangi ilçede durum nedir bunu bilmiyoruz, bu veriler anonimleştirilerek #AçıkVeri olarak sunulmalı. Tabip Odaları, Eczacılar Birliği, Siyasi Partiler bu verilere ulaşabilmeli ve öneriler getirmeli, politika geliştirilmesine yardımcı olmalı.

Ortak akıl ile hareket etmemiz gereken bir dönemde sis içinde yön bulmaya çalışıyormuşuz gibi hissediyorum vatandaş olarak. Birçok kişinin olayın ciddiyetini anlayamamış olmasının nedeni bu diye düşünüyorum.

56. Kütüphane Haftası Bence Böyle Kutlanmalı

Yıllar sonra Kütüphane Haftası Türk Kütüphaneciler Derneğinin ve Kültür Bakanlığının ortaklaşa düzenleyeceği etkinlikler ile kutlanacaktı. Maalesef #Korona‘dan bu anlamlı buluşma da nasibini aldı. Hafta etkinlikleri iptal edilmiş olsa da bu hiçbir şey yapmayacağız demek mi?

İptal edilen Kütüphane Haftası süresince belirlenmiş tema çerçevesinde kişisel ve kurumsal güncelerde yazılar yazılabilir, canlı ve kaydedilmiş videolar yayınlanabilir, podcastler dinleyiciler ile buluşabilir. Bence çok da güzel olur.

Çevrimiçi ortama iyice alıştığımız bu günlerde herkes elinden geldiği kadarıyla “Şehir Kültürü ve Kütüphaneler” temasına uyan (ya da uymayan) içeriklerle #Kütüphane2020 etiketi altında 30 Mart- 05 Nisan 2020 tarihleri arasında paylaşımda bulunsun. Bence buna ihtiyacımız var 🙂

“Eski MEB” çevrimiçi, “Yeni YÖK” çevrimdışı!

Fırsat eşitliğini bozabileceği kaygısı ile YÖK çevrimiçi derslerin yapılmamasını istiyor. MEB ise ikinci haftadan itibaren çevrimiçi öğrenme ile devam edileceğini açıklıyor. Normalde tam tersi olur diye bekliyor insan değil mi?

Uzaktan eğitim ve e-öğrenme uzun yıllar boyu Türkiye’de yüksek öğretimde kullanıldı. Yüz-yüze dersler ile birlikte de uygulandı. Ters-yüz edilmiş sınıflar, harmanlanmış öğrenme yöntemi halen kullanılmaya devam ediyor üniversitelerimizde.

YÖK, son yıllarda kendini YENİ YÖK olarak tanımlıyor. Bakış açısında farklılıklar olduğunu dile getiriyor. Ben böyle olağanüstü bir durum için eğitimin devam edeceği bir senaryo hazırlamasını beklerdim YENİ YÖK’ten. Ancak bunun tam tersini yaparak çevrimiçi ders yapılmayacak dedi.

Uzaktan eğitimin mutlaka etkileşimli yapılması gerekmiyor; çok farklı teknikler ve araçlar var. Neredeyse 20 yıldır bu işin içinde aktif olarak yer alıyorum. Her yapıdaki üniversite için farklı bir senaryo bile hazırlanabilir(di), çözüm üretebilir(di).

YENİ YÖK bu planlamayı görece çok az kaynakla yapabilirdi. Şimdiki gibi bir salgın hastalık ya da yaşanabilecek bir doğal afet sonrası yüksek öğretimin devamını sağlayabilirdi. İnternet ile yaşadığımız topyekün dönüşümün bu aşamada kullanılmamasını anlamak mümkün değil.

Halen geç değil, vizyonu olan, teknolojiyi takip eden, uzaktan eğitimi ve e-öğrenmeyi her yönü ile anlamış ve hazmetmiş bir ekip Türkiye’deki yüksek öğretim sürecini önemli ölçüde rahatlatacak kararlar alabilir. Yıllardır bu işi yapan kurumlarımız var; onlar model alınabilir(di)!