Aslanın Yattığı Yer

Türk olmanın en güzel taraflarından biri kuşkusuz köklü bir geçmişe ve zengin bir tarihi mirasa sahip olmaktır. Hemen hemen her durum için söylenmiş bir özlü sözün bulunması bu eşsiz mirasın en önemli yansımalarındandır.

Özlü sözlerden günlük yaşamımızda sıkça kullanılanlardan biri de ‘aslan yattığı yerden belli olur’ sözüdür. Bu söz insanın yaşamını sürdürdüğü çevreden edinilen bilgilerin kişi ile ilgili önemli ipuçları içeridiğini bizlere anlatır.

Şimdi yaşadığımız çevreyi bu özlü söz kapsamında değerlendirelim:

  • Delik deşik yollar,
  • Eğri büğrü kaldırımlar,
  • Parçalanmış çöp torbaları ve sokağa dağılmış çöpler,
  • Kaldırımlarda parketmiş arabalar, yollarda yürümeye çalışan yayalar,
  • Birbiri ile uyumsuz ve gözü tırmalayan beton bloklar.

Başkent’in herhangi bir sokağında kesinlikle rastlayabileceğiniz sokak manzaralarından sadece birkaçı.

Bu durumda yattığımız yere bakarak aslan dahil hiçbir hayvanı bu işe karıştırmamamız gerektiği açık değil mi?

2007 Seçimlerinin Ardından

Seçimlerle ilgili yapılan son tahminleri okurken kendi kendime, bu kadar da olması mümkün değil, “AKP %45’in üzerinde oy nasıl alır?” demiştim. Ama mümkünmüş…

Türkiye’de hiç birşeye şaşırmamak lazım. Geçmiş deneyimlerden bir türlü bu dersi çıkartamıyorum. Her seferinde “bu da olur mu?” diyorum. Gayet güzel de oluyor.

Bir yandan da bir türlü olmayan şeyler var. Sol partilerin başarılı olabilmesi gibi. Bir de bu konuda şaşırsam. Ama bu kadrolarla şaşırmam mümkün değil gibi gözükmekte.

Önümüzde 4-5 yıl var. Bu süre zarfında Türkiye’de derli toplu, peşinden koşulacak, heyecan duyulacak sol bir oluşum olur mu? Çıkar mı öyle bir lider? İçimden çıkmaz diyorum sürekli; bir o kadar da şaşırmak istiyorum…