Ah Ankara Vah Ankara

Ankara için uzmanların önerdiği 10-14 günlük sokağa çıkma yasağının sonunda vaka sayılarını düşürdük ve hastanelerdeki yükü azaltarak krizi önledik. Bunu sağlığımız için zorunlu olarak yaptık. Sonra? Aynı döngüye girmeyecek miyiz? O halde sürdürülebilir önlemlere ihtiyaç var.

Sokağa çıkma yasaklarından sonraki süreçte elde edilen kazanımlar çok hızlı şekilde kaybediliyor. Pandemiye karşı mücadele inancı yitiriliyor. Kışın işler daha kötüye gideceği aşı çözümü masada olmadığı için daha sıkı ama uzun vadeli düzenlemelere ihtiyaç var. Aslında Hükümetin görevi bu!

Okumaya devam et “Ah Ankara Vah Ankara”

FATİH Ölmeseydi

Uzaktan eğitimin eğitsel tarafı hemen çözebileceğiniz bir konu değil. Kaliteli öğretim materyali kolay geliştirilmiyor, ancak teknolojik olarak en azından öğrenci ve öğretmenler ev ortamında desteklenebilirdi.

Sevgili hocamız Mustafa Akgül ile FATİH projesini sahada değerlendirmiş, okul ziyaretleri yapmış, öğrenci ve öğretmenlerle konuşmuştuk. Projenin maalesef başarısız olacağını pilot uygulamaların yapıldığı aşamada gözlemlemiş, önerilerimizi yazılı olarak bakanlığa iletmiştik.

Akademiden ve STK’lardan gelen görüş ve önerilerin neredeyse tamamına kulak tıkayan bakanlık bildiğini okumuş, kullanımı sınırlandırılmış ve atıl kalan bir donanım yatırımı yapmaktan öteye gidememişti. FATİH projesi doğru yönetilseydi pandemi sürecinde uzaktan eğitim çok daha başarılı olurdu!

Halen geç değil, hükümet en azından teknolojik altyapı ile ilgili olarak bilgisayar ve tablet PC üzerinden KDV vb. vergi yüklerini öğrenci ve öğretmenler için kaldırabilir. Daha hızlı ve daha ucuz bir internet erişimi sağlamak için sübvansiyon uygulayabilir.

Bu söylediklerim dikkate alınır mı? Sanmıyorum ama talepkar olmakta her zaman fayda var..!

Sahil yolunda “partileyen” vatandaşı nasıl ikna edersin?

COVID19 ile ilgili gelişmeleri sağlıklı bir şekilde takip edemiyorum. En başından beri Sağlık Bakanlığının paylaştığı veriler süreç ile ilgili sağlıklı bir değerlendirme yapmaya imkan vermiyor. Hal böyle olunca da insanları ikna edebilme konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

Pandemi günlerinde normalleşme konuşulmaya başlandığı andan itibaren 2. dalga da gündeme geldi. Sadece ekonomi düşünülerek tedbirlerin gevşetildiğini ve paylaşılan bilgilerin manipüle edildiğini düşünen büyük bir kitle var.

Okumaya devam et “Sahil yolunda “partileyen” vatandaşı nasıl ikna edersin?”

Dünya Bisiklet Günü

Her yıl 3 Haziran’ı “Dünya Bisiklet Günü” olarak kutlamaya başladık. Geçmişi çok eskilere dayanmayan bir kutlama. 2018 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı karar sonrası ilan edilen “Dünya Bisiklet Günü” tahmin edebileceğiniz gibi son dakika organizasyonları, göstermelik etkinlikler ve birkaç adanmış kişi ya da grubun bireysel çabası ile gündemde yer bulmaya çalışıyor. Oysa bisiklet ve çevresinde gelişen koskocaman bir yaşam tarzı, hayata bir akış açısı var. Tek bir güne değil tüm yıla yayılması gereken çalışmalar diğer “özel” günlerde olduğu gibi baştan savılıyor.

Okumaya devam et “Dünya Bisiklet Günü”

100. Yılında 23 Nisan

Bağımsız ve hür bir ülke olmanın ilk adımını bundan 100 sene önce Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşları ilk meclisi kurarak atmışlardı.

Meclis doğası itibariyle temsili demokrasinin temelini oluşturur. Bu temelin sağlam bir zeminde olması önemlidir. Kurtuluş savaşı bu zemini sağlamıştır. Ancak son yıllarda temsil hakkına sahip olanlar maalesef demokrasiyi bir kenara bırakmış, milleti değil lideri tercih etmiştir.

Okumaya devam et “100. Yılında 23 Nisan”

Korona günlerinde sağlığımızı koruyabilmek!

Günde 2 öğün yeme alışkanlığında 3 seneyi geride bırakıyorum. Sabah 7:30’da kahvaltı ve 18:30’da akşam yemeği. Aralarda ek bir beslenme, ara öğün vs. yok. Sadece şekersiz çay ve kahve. Buna ek olarak haftada 6 gün en az 1 saat antrenman (koşu, yüzme ya da bisiklet).

Bunu bir yaşam tarzı haline getirmek çok kolay olmadı ama bunu standart düzeniniz haline getirdiğiniz andan itibaren karşı karşıya kaldığınız hastalık ve salgın gibi olağan üstü durumlarla başa çıkmanız kolaylaşıyor.

Okumaya devam et “Korona günlerinde sağlığımızı koruyabilmek!”

TCK 216 Hakkında

Gazeteci Hakan Aygün TCK 216 “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” kapsamında göz altına alındı ve tutuklandı. Aygün ne demiş, İnternetten araştırıp okuyabilirsiniz. Burada konu edilen cümleleri zikrederek özgürlüğümü tehlikeye atmak istemiyorum.

Okumaya devam et “TCK 216 Hakkında”

Verilere şu an erişemeyeceksek ne zaman erişeceğiz?

Cüneyt Özdemir canlı yayında Prof. Dr. Necmettin Ünal’a soruyor. Türkiye’de 17.000 ventilatör var. Bu sayı yeterli mi? Necmettin hoca açık bir şekilde “bilmiyorum” diyor. “Veriler açık değil, analiz edip model oluşturabilecek bilgi elimizde yok”.

Bakanlığın paylaştığı veri 1 adet JPG dosyası. Üzerinde çalışıp analiz yapabilecek, işe yarar bir model ortaya koyabilecek, buna göre yapılacak projeksiyon ile karar verebilecek durumda olamıyoruz. Açık Bilim, Açık Veri, Açık Erişim, Açık Eğitim sadece akademinin sorunu değildir.

Tüm vatandaşların öncelikli sorunudur ve dünya halklarına karşı da sorumluluğumuzdur. #ŞeffafBilgi ve #AçıkVeri demokrasinin temel taşıdır ve bilgiye erişim en temel haklardan biri olmalıdır. Odalar, STK’lar ve bilim insanları verilere şu an erişemeyecekse, ne zaman erişecek?